Bağlanmanın Yeme Tutumu Üzerine Etkileri – 2

Bir önceki yazıda yeme bozukluklarının görüldüğü dönemler ve yarattığı sağlık problemleri üzerinde durmuştuk. Bu devam yazısında bireyin bağlanmasının yeme tutumu üzerindeki etkilerini ele almaya devam edeceğiz.

Yeme davranışı bilişsel, sosyal, duygusal ve motor gelişmelerin merkezi ve çevresel etmenler tarafından düzenlenmesiyle oluşur. Yeme sadece organların büyümesini ve fizyoloji fonksiyonlarının ihtiyaçlarını karşılamak için değildir. Anne çocuk ilişkisinin en başından itibaren bütün sosyal ilişkilerin gelişimiyle de ilgilidir.

Yeme anne-baba ve çocuk ilişkisinin ve duygusal durumun bir işaretidir. Ebeveynlerin çocuklarını yetiştirirken çocukları ile kurdukları iletişim biçimleri çocukların gerek psikolojik gerekse sosyal hayatlarını önemli ölçüde etkilemekte ve gelecekte kuracakları ilişkilerde ciddi şekilde yer almaktadır. Ebeveynin çocuğu ile kurduğu bu ilişkiler çocuğun ileriki hayatında kuracağı ilişkiler için örnektir.

Yeme bozukluklarının nedenleri üzerine yapılan araştırmaların büyük bir kısmı bu bozukluğun ortaya çıkıp gelişmesinde ve belirtilerinin devam ettirilmesinde aile faktörünün önemini ortaya koymaktadır. Yeme bozukluklarında ailenin rolü üzerine yapılan çalışmalar genel olarak, yeme bozukluğu olan birey ile bakım veren arasındaki ilişkide yer alan problemlerin yeme bozukluğunda ciddi bir öneme sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Bruch, yeme bozukluklarının nedenini anne-bebek ilişkisine dayandırmıştır. Yeme bozukluğu olan hastalarda yapılan çalışmalarda anne ile güvene dayalı bir bağ geliştiremedikleri görülmüştür.

Bağlanma kavramı birey için biricik ve yakın olan bakım verenin bireyin ihtiyaçlarına doğru yanıt vermesi ve desteklemesi sonucu bakım veren ve birey arasında gelişen duygusal bağdır. Bu bağ yakınlık sağlama gayesine hizmet etmektedir. Bağlanma örüntülerinde yakınlığı devam ettirme ihtiyacı; bakım veren uzak kalınca mutsuz ve kaygılı olma, yeniden birlikte olunca mutlu olma gibi süreçleri kapsamaktadır. Tüm bebekler bakım verenine bağlanmaktadır, ancak bağın niteliği bakım verenden algılanan güvenin düzeyine göre değişmektedir.

Bebeklik, kişilerarası ilişkilerin kurulduğu ilk dönemdir. Bebeğin ilk ilişkisi deneyimlediği ilk güven ya da güvensizliktir. Bebeğin gelecek yaşamını etkileyecek etmenler arasında, bebeklikteki güven algısı, bağlanması, ilişki kurma metodu ve özellikleri yer alır. Kurduğumuz ilk ilişkiler gelecek yaşamımızdaki ilişkilerimizi yönlendirir. İlişkilerimiz ve bağlanma stillerimiz günlük hayatımızı etkiler ve günlük hayattaki yeme tutumumuz yeme bozukluklarında rol oynar.

Ebeveyn ve çocuk arasındaki negatif ilişkiler çocuğu ruhsal açıdan etkileyerek çocuğu aşırı yemek yemeye sevk etmekte bu durumda obeziteye neden olmaktadır.

Yeme davranışındaki aşırılık obezitedeki tek faktör olmamakla birlikte obeziteli bireylerin yeme tutum ve davranışlarında sorun yaşadıkları araştırmalarda mevcuttur. Araştırmalarda kilolu olan bireylerin yeme tutumunda bozulma olduğu tespit edilmiştir.

Yaşam doyumu bireyin herhangi bir dayatma olmadan kendi belirlediği standartlar ile gündelik yaşamdaki koşulları algılayışı arasındaki karşılaştırmaları içerir. Yaşam doyumu, bireyin hayatının farklı boyutlarından (iş, aile, okul vb.) aldığı doyumun etkileşimi olarak tanımlamıştır.
Bebeklik döneminde kurduğumuz ilişkiler sonraki dönemlerde kuracağımız ilişkilerin temelidir. Sağlıklı bir bağ oluşumu bireyin sağlıklı prensipler geliştirmesini ve çevre ile girdiği etkileşimden doyum almasını sağlayacaktır. Ya da tam aksine sağlıksız bir bağ nedeni ile doyumsuz ilişkiler kuracaktır. Literatüre baktığımız da; ergenlerin yaşam doyumlarının en güçlü göstergesinin, anne babaları ile olan ilişkilerinin kalitesi olduğunu, yaşam doyumu düzeyi yüksek bireylerin anne babalarıyla olan ilişkilerinin daha pozitif olduğunu, ebeveynler ile çocuk arasındaki sorunların ergenlerin yaşam doyumlarını negatif yönde yordadığını söylemektedir. Öyleyse sağlıklı bir hayatın göstergesi olan yeme tutumunun bozulması da bireyin yaşamdan doyum almasını engelleyebilir.
Literatürde obez bireylerin bağlanma stilleri, yeme bozukluğu ve yaşam doyumu üzerine yapılan araştırmalar sınırlı sayıdadır. Özellikle obez bireylerin bağlanma stilleri ve yaşam doyumlarına ilişkin çalışmalar yeterli sayıda değildir.

Obezite ve yeme bozukluğu üzerine gerçekleştirilen çalışmalar ise tıkınırcasına yeme bozukluğu ile sınırlı kalmıştır. Yaşam doyumu ise genellikle anne-baba tutumu gibi çeşitli değişkenler ile karşılaştırılmış, obezite ile arasındaki ilişkiye değinilmemiştir.

Psikolojik faktörler ve obezite arasında bir ilişki olduğu kabul görmektedir. Bu nedenle bireyin yaşamı boyunca devam eden ve bireylerin yaşamları için belirleyici özelliğe sahip olan bağlanma stillerinin kilolu bireylerdeki türünü belirlemek ve kilolu bireylerin bağlanma stilleri ile yeme tutumu ve yaşam doyumu arasındaki ilişki incelenmelidir. Bu süreç ele alınmadan yapılancak olan her yöntem geçici olmakla birlikte kişileri günden güne daha çok özgüven kaybına ve içinden çıkılmaz bir girdaba sürükleyecektir. Sağlıklı ve kalıcı zayıflama en temel olarak bu noktadan geçmektedir.

Yorum Yazın